02-11-2026
Zaman içinde eriyen ömür sermayesi
Cenâb-ı Hak’ın insanoğluna bahşettiği en kıymetli nimetlerden biri ömürdür. Doğumla başlayan ve ölümle sona eren bu yolculuk, aslında insana verilmiş paha biçilmez bir sermayedir. Mal kaybedildiğinde yeniden kazanılabilir, imkânlar tükendiğinde yenileri elde edilebilir; fakat geçen bir saniyeyi dahi geri getirmek mümkün değildir. Bu sebeple insan, kendisine emanet edilen ömrü nasıl değerlendirdiğini, hangi değerler uğruna yaşadığını ve geride nasıl bir iz bıraktığını daima sorgulamalıdır.
İnsan ömrünün tükenişini ve zamanın geri döndürülemez oluşunu en özlü biçimde anlatan surelerden biri Asr sûresidir. Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:
“Yemin olsun zamana ki insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler başka.” (Asr sûresi, 103/1-3)
Bu sûre, kurtuluşun temel esaslarını ortaya koymaktadır: İman etmek, salih amel işlemek, hakkı tavsiye etmek ve sabrı tavsiye etmek.
Bu esaslar, bireysel hayatımızdan aile ilişkilerimize, gençlerimizin yetiştirilmesinden toplumsal sorumluluklarımıza kadar her alanda yolumuzu aydınlatmalıdır. İmanımızı güzel davranışlarla güçlendirmeli, iyiliği çoğaltmalı, hak ve adaletten ayrılmamalı; karşılaştığımız güçlükler karşısında sabır ve kararlılıkla hareket etmeliyiz.
Zira ömür sermayesi her gün biraz daha eksilmektedir. Dün elimizde olan zaman bugün geride kalmış, bugün sahip olduğumuz fırsatlar da yarın hatıraya dönüşecektir. Önemli olan, bu sınırlı zaman diliminde ne kadar kazandığımızdan önce ne kadar iyilik yaptığımız, kaç gönle dokunduğumuz, kaç insanın hayatına fayda sağladığımız ve Allah’ın huzuruna nasıl bir amel defteriyle çıkacağımızdır.
Bir veli pazara gider. Pazarda buz satan bir adamın şöyle bağırdığını görür:
“Sermayesi eriyen adama acıyın!”
Bu sözü duyan veli düşer, bayılır. Onu görenler hemen koşar yanına gelir ve ayılması için elini yüzünü ıslatırlar. Bir müddet sonra kendine gelir. Etrafında toplanan meraklı kalabalık dayanamayıp sorar:
“Efendim, size ne oldu böyle, bir rahatsızlığınız mı var? Ansızın düşüp bayıldınız. Sizi bu hale düşüren nedir?
“Evladım, az önce buz satan kardeşinizin sözü beni çok etkiledi. O malını satmak için kullandığı cümleler beynime balyoz gibi indi. Ayakta duracak dermanım kalmadı. Yığılıp kalmışım. O, “Sermayesi eriyen adama acıyın.” dediğinde ben de kendimi düşündüm.
Her gün ömür sermayem eriyip gidiyor. Bir daha telafisi olamayacak. En önemli sermayemi verimli kullanamazsam halim nice olur? Nefsimin serkeşliği beni korkutuyor. Rabbime mahcup olmaktan korkuyorum.”
Öyleyse kendimize şu soruları sormalıyız: Günümüzü nasıl geçiriyoruz? Ailemize, çocuklarımıza ve gençlerimize yeterince zaman ayırabiliyor muyuz? Dinî ve kültürel değerlerimizi gelecek nesillere aktarmak için üzerimize düşeni yapıyor muyuz? Toplumumuzun huzuru, birliği ve geleceği için hangi katkıyı sunuyoruz?
Bir hadis-i şerifte Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunları değerlendirme hususunda aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.” (Buhârî, Rikâk, 1)
İnsan dünyada sahip olduğu beden sağlığını ve serbest zamanını, ahiret hayatı için iyilik, ibadet ve faydalı işler üreterek bir sermayeye dönüştürmekle ebedi kazanç fırsatı elde eder.
Unutmayalım ki ömür, bir gün mutlaka sona erecek; fakat imanla yapılan ibadetler, samimiyetle gerçekleştirilen iyilikler ve insanların gönlünde bırakılan güzel izler, Allah’ın izniyle karşılığını bulacaktır.
Allah’ım! Ömür sermayemizi boşa tüketmekten bizleri muhafaza eyle. Zamanımızı hayırla değerlendirmeyi, ailemize ve evlatlarımıza karşı sorumluluklarımızı yerine getirmeyi, gençlerimizi imanlı, ahlâklı ve faydalı insanlar olarak yetiştirmeyi bizlere nasip eyle. Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı olarak dinî ve kültürel değerlerimizi korumayı, birlik ve beraberliğimizi güçlendirmeyi, gelecek nesillere onurlu bir miras bırakmayı bizlere lütfeyle. Son nefesimizi imanla veren, huzuruna yüz akıyla çıkan ve ömür sermayesini hayırla tamamlayan kullarından eyle. Âmin.
2 Kasım 2026 Pazartesi 16:22